KISIRLIK

Kısırlığın kadınlardaki hali, dişil enerjinin yaratım boyutunda olmaması olarak açıklanabilir. Erkekler açısından da bakıldığında, bir dişil enerjiyi yaratım açısından tamamlayabilecek nitelik ve nicelikte olmamasıdır.

Erkeğin kısırlığı ile kadının kısırlığının ortak özelliği, çoğalma, genişleme ve büyüme açısından enerjinin tam ters işlemesidir. Yani eril ve dişil enerjilerin genişleme, büyüme ve çoğalma eğilimli ve edimli olmasıdır.

Erkeğin kısırlığındaki enerji formunun böyle olması onda sperm eksikliği ve sahip olunan spermlerinin enerji olarak aktifliğin düşük olması döllenmenin oluşması için gerekli olan tek bir sperm gerekliliği penceresinden baktığımızda aktifliği ve enerjisinin yüksekliğidir.

Bu bakış açısı kısmen doğrudur. Enerjisi yüksek bir sperm, milyonlar içinden sıyrılıp, kadında var olan yumurtaya ulaşmayı başarıp, döllenmenin oluşmasını sağlayabilir. Bu açıdan olayın incelenmesi, sperm sayısının çok olmasının önemsizliğini ortaya koyar.

Fakat sperm vajina da ilerlerken aldığı bütün yol, yumurtaya ulaşıncaya kadar geçmesi gereken ortam asidik bir ortamdır. Bu asidik ortamla, yolculuğu başarı ile sağlayabilen bir sperm yumurtaya ulaşır ve dölleme sağlar.  Bu bakımdan, sperm sayısı da spermlerin enerjisinin yüksekliği, aktifliğin fazla olması kadar önemlidir. Sperm sayısının fazlalığının oluşturduğu yoğun bir kütle, asidik ortamda ilerlerken, yavaş yavaş incelir azalır ve en son safhada tek bir sperm yumurtaya ulaşmasını sağlar. Yani tek bir sperm yumurtaya ulaşmadan önce onu asidik ortama karşı koruyan ve çevreleyen başka spermler tarafından korunur. Bu spermler yumurtaya varmadan az önce bozunur veya enerjisi iç kısımda kalan sperm kadar yüksek olmaması nedeniyle yumurtayı dölleyen sperm olamaz. Aslında ortam belli oranda sahip olduğu enerjiyi değiştirmiş ve dönüştürmüştür. Bu nedenle en son sperm yoğun kütlesinin iç kısımda kalan sperm kendi enerjisini koruduğu için yumurtaya sağlıklı ulaşan ve yumurtayı dölleyen sperm olur. Bu bakımdan erkeğin sperm sayısı ve sperm enerjisinin yüksekliği önemlidir.

Erkeğin kısırlığı sperm sayısının eksikliği ile sperm enerjisinin düşüklüğü penceresinden iki türlüdür. Elbette erkeğin kısırlığına etki eden birçok enerji etkileşmeleri vardır. Fakat burada şimdi kadının kısırlığına dönüp, oradaki unsurları biraz ortaya çıkarmamız gerekir. Bu yolla kadındaki kısırlığın bütün boyutlarını tam olarak ortaya çıkarmış oluruz.

Kadının kısırlığının temelinde kendi genetik- karma enerjisinin kuantum çevresi ile etkileşirken, kendi bilinç alanındaki düşünce enerjisinden de etkilenir. Bu etkilenmenin dışında, partneri, eşi olan kişinin karma- genetik ve bilinç alanı enerjisinin durumundan etkilenir.

Bu etkilenmede öne çıkan unsurlardan en önemlisi güvendir. Kadının kendine ve eşine güvenmesi özel önemdedir. Kendine güvenin olması birincil önem taşır. Eğer eşine güvenme birincil önem taşıyorsa, kadın güvensiz büyümüş ve bu nedenle kendine güveni eksiktir. Bu nedenle, eşine güvenmek ve bu yolla kendini güvende hissetmek ister. Kim bilir bu yolla kendine bile güvenebilir.

Kadının kendine ve eşine güvenmediği durumda içsel enerji sisteminde tıkanma, negatif hal olma ve hormon dengesinin yaşadığı sıkıntılardan dolayı, düzenli yumurta üretemez. Ay hali düzensizlikleri yaşar. Ay halinde şiddetli ağrılar yaşar. Kadın seks ve sevişme anındaki sıkıntıları orgazm zorluğu, acı hissi, hevessizlik, isteksizlik şeklindedir.

Kısır bir kadının iç huzuru yoktur. Sevgisizdir. Yaratım enerjisi büzüşme, daralma, yok olma boyutundadır.

Bu şekildeki kadının durumunun iyileşmesi, eşi durumundaki erkeğin eril enerjisinin yüksekliği ile belli oranda iyileşme olabilir. Fakat bu yolla ilişkideki erkek zamanla eril enerjisi azalarak, o da sevişme ve seks’e karşı isteksizliğini yaşar. Bunun nedeni kadının kısırlığı erkeğin enerjisini de düşürüp, yaratım boyutundan çıkarmaktadır. Bu durumu yaşayan erkek, başka bir kadında enerjisi çok kolay yükselip, yaratım boyutuna dönüşür. Fakat kandının kısırlığı baki kalır.

Eğer kadın kendindeki bu enerji durumunun farkında olup, bunu aşmak için özel bir uğraş ve mücadeleye girerse, bu durumdan belli oranda kurtulabilir. Bunun yolu bedensel ve ruhsal enerjisinin temizlenip, düzenlenip ve yenilenmesine bağlıdır.

Bu nasıl oldur?

  1. Beyinsel, yani bilinç alanındaki yargıları ve edindiğini bilgi sisteminde köklü değişimleri yapmasına,
  2. Duygusal boyutundaki negatif enerji blokajlarının kaldırılmasına ve bilinçaltının temizlenmesine,
  3. Davranış ve yaşadığı şeklinde köklü değişimler yapabilmesine,
  4. Kuantum çevresini değiştire bilmesine bağlıdır.

Bu dört değişik alanda yapılacak köklü yenilenme kadının dişil enerjisini köklü olarak yenileyecektir. Ancak bu yolla kadındaki kısırlık belli oranda kaldırılır. Sonrasında eril enerjisi yüksek bir partner veya eşe sahip olması durumunda yaşadığı kısırlığı köklü olarak aşabilir.  Hatta hayatında hiç yaşamadığı mutluluk ve huzur içinde yaşamaya başlar.

Kadındaki kısırlığın köklü çözümü yeni ve enerjisini çok yükseltecek bir aşk yaşaması ile olur. Bu yolla enerjisindeki yaratım boyutu sevgi enerjisi ile desteklendiğin de ve yaratım enerjinin hayatın içinde küçük değişimlerle bu iyileşme kalıcı bir şekilde yapmaya devam ettiği bir yaşayış şekline geçer.

Kadın bu anlamda durumunun farkında olmasının birincil önemi vardır. İkincil durum kendisi ile yüzleşip, bunu aşmak istemesidir.

Kısır bir erkek ile kısır bir kadının ilişkisi iyi sürdürülebilen bir ilişki olmakla birlikte, aralarında çatışma enerjisi her zaman yüksek olacaktır. Enerjilerinin yaratım boyutunda olmaması, enerjilerinin sevgiye bağlılığının olmaması nedeniyle, bu türlü bir yaşamı yaşamak durumunda kalırlar.

Bu tür kısır erkek ve kadının aura kozalarının enerjisi diğer insanlar sağlıklı iletişim kurmalarına engel oluşturur. Sahip oldukları enerjinin frekansı sosyal yapıdaki insanlarla bağ kurmaz. Onların enerji yapıları ile sevgi kanalına girmeleri neredeyse imkansız gibidir. Çünkü onların enerji sisteminin frekansı ile sevginin enerji frekansı arasında ciddi bir fark vardır. Onların algıları içinde yaşadıkları enerji haline göre biçimlenir. Bu biçimlenme onlara sevginin doğasını yaşatmaz. Algılama ve duyumsama bakımından bunu yaşamalarına kendi durumları engeldir.

Mesut Kahveci

Bir Cevap Yazın

Ana Sayfa sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin