Cinsel ilişki, eşlerin enerji alışverişinde en önemli yoldur. Cinsel enerji, frekans olarak yüksek bir enerji olması nedeniyle insan için bu enerjinin alınıp verilmesi hayati önemdedir. Eşlerin cinselliğini olması gereken mükemmellikte yaşaması da ayrı bir önemdedir.
Cinselliğin iki karşı cins olan eşler arasında yaşanmasının, yaşanabilir olmasının birçok nedenle bağlılığı vardır. Öncelikli olarak, cinsel hayatı yaşayabilirlik açısından sağlıklı olmaları gereklidir. Sağlıklı iki kişi cinselliği mükemmel yaşamaya adaydır. Her eş durumundaki insan, cinselliği belli oranda yaşayabilirken, bunun daha mükemmeli olup olmadığını bilmez. Birden fazla cinsel yaşam deneyimi olan kişilerin, bu konuda belli bir ölçütleri
olsa da esasında onlar da gerçeği tam bilemez.
Bu, eşlerin birbirine karşı cinsel çekilmeleri ve sonrasında cinselliklerini yaşadıkları anları ne şekilde değerlendirdikleri ile çok alakalıdır. Cinsel yaşama bakışları ve ona verdikleri değer, cinselliğe yaklaşımlarını belirler. Cinsel etkileşme temelde hormonsal bir etkileşme gibi algılansa da esasında böyle değildir. Hormonlar insanların cinsel yaşamasında hazır oluşu belirler. Cinsel etkileşme hormonların hazır olduğundan sonraki evrede etkin bir şekilde iki kişinin bedensel olarak birbirlerine çekilmeleridir. Bu çekilme ayrı bir etkileşme ile olur ki, bu karşılıklı enerji durumlarına bağlıdır.
Kadın ve erkeğin enerji durumlarının uyumlu olması ne demektir?
Kadının bilinçaltı dünyasına olan yakınlığını, onun bedensel aktivitelerinin düzenli ve hazır oluşunu tanımlar. Eğer erkek bilinç alanında ise bu hazır oluş hali orada yoktur. Fakat kadının bu hali aniden, erkeğin bilinç alanını bloke eder ve erkek de birdenbire bilinçaltına teslim olur. İşte bu teslim olma sırasında enerji alışverişi başlar. Enerjileri uyumlu ise bu enerji etkileşmesi ne derece mükemmel ise o derece yaşanacak cinsellik de mükemmel olur.
Genelde yeni evli veya yeni bir ilişkiye başlamış iki insanın cinsel uyum sorunu olur. Daha önceki cinsel deneyimleri yok veya kötü ise yeni birliktelikte cinsel uyum sorunu yaşarlar. Buradaki sorunun kaynağı cinselliği nasıl daha iyi yaşayacaklarının bilgisine sahip olmamalarıdır. Genelde gençlik dönemde ilk cinsel deneyimlerde kötü ve acemi tecrübeler yaşanır. Bu durum, o insanda iz bırakır. Toplumsal olarak cinselliğin yasaklanması ve toplum düzeninde belli kurallarla korunması, bu deneyim yaşanırken insanlara suçluluk hissi verdiğinden, genelde ilk deneyimler hep kötüdür.
İlk deneyimlerde insanlar kendi cinsel enerjisini bir şekilde akıtarak cinsel bir deneyim yaşarlar. Fakat bu iki kişinin enerji uyumunda olduğu anlamına gelmez. Kişiler kendi enerji birikimlerini boşaltırlar. Karşı sadece burada vesiledir.
Gerek ilk kötü deneyim, gerekse belli bir ilişki içinde kötü cinsel hayat sürmüş olsunlar, yeni bir ilişki başladığında kişilerin yeni bir uyumun oluşması için belli kuralları uygulaması gereklidir. Cinsellik yaşanabilir bir değerken, insanların bunu başaramamasında en önemli neden, insan bilinçaltının karşıyı kabullenmemesi durumudur. Kişilerin bilinçaltları bu ilişkide etken rol oynayacağı için, cinsel ilişki sırasında yaşanan cinselliği de belirler.
Cinsellik, ona verilen önem derecesinde kişilerce doğru ve güzel yaşanır. Onu yaşamak için verilen önem ve ayrılan zaman yaşananların kalitesini belirler. Cinsellik yaşanırken, kişiler karşılıklı bu yönleri hakkında konuşabilirlerse ilk ve büyük engeli aşarlar. Genelde kapalı toplum yapısında insanlar bu konuda konuşmadan yetiştiklerinden, cinselliklerini yaşarlarken de birbirleri ile konuşmadan bir şeyler yaşamaya çalışırlar. Bu durum onların cinsel kapasitelerini doğru yaşadıkları anlamına gelmez. Karşılıklı beklentilerini yerine getirememenin sıkıntısı, cinselliği doyumlu yaşamaya engeldir. Bedensel ve davranışsal etkiler, cinsel uyum için ön şart olduğundan, sert davranan bir kişi karşıyı cinsel yaklaşımdan uzaklaştırabilir. Birbirlerinin bedensel yapısına rahat dokunup dokunamamaları bile yaşanan cinsellik açısından önemlidir. Sevgi ile dokunmanın ötesinde, cinsellik halinde insanlar başka bir ruh halinde birbirlerini dokunup, sarılıp, davranıp, dil yoluyla sözler ifade edebilirler. Bu durumların her biri uyumlu ve karşı tarafından kabul edilir sınırlarda olmalıdır.
Bilinç alanının her iki kişi tarafından kolay boşaltılabilir ve boşalmış olması, yaşanacak cinsellik için ön koşul gibidir. Kendi enerji biçimleri de uyumlu olmalı. Yoksa bir cinsellik oluşabilmesi için alkol gibi ek desteklere ihtiyaç duyulur. Bununla birlikte cinsel yaşamın gereği bedensel kapasitelerin devrede ve yeterli sağlıkta olması gereklidir.
İki kişinin cinselliğini daha iyi yaşamasında etken durumlardan birisi de koku algısıdır. Taraflardan birinin koku duyarlılığı yüksekse ve diğer tarafın koku olarak temizliği ve güzel kokma durumu yoksa cinsel yaklaşımda sıkıntıları yaratır. Her iki kişinin de koku algısı iyi ve temizlik, hijyen gibi durumlara önem veriyorlarsa, bedensel olarak birbirine kolay yaklaşırlar.


Bir Cevap Yazın